Türk şiirinin evrensel ismi Nâzım Hikmet, ölümünün 63. yılında Rusya’nın başkenti Moskova’da bulunan Novodeviçi Mezarlığı’ndaki kabri başında düzenlenen törenle anıldı.
T.C. Moskova Büyükelçiliği himayesinde, Rus-Türk İş İnsanları Birliği (RTİB) ve Moskova Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı iş birliğiyle gerçekleştirilen anma törenine Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç, RTİB Genel Müdürü Recep Hakkı, RTİB Genel Başkan Yardımcısı Ömür Sürenkök, Moskova Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Ali Galip Savaşır ile çok sayıda Nâzım dostu katıldı.

RTİB Genel Müdürü Recep Haki, törende yaptığı konuşmada, “Bugün, Türk edebiyatının en büyük isimlerinden Nâzım Hikmet Ran’ı vefatının 63. yıl dönümünde son istirahatgâhı başında saygıyla anmak için bir araya geldik. Nâzım Hikmet yalnızca bir şair değildi. O, aynı zamanda düşünen, sorgulayan ve son derece üretken bir entelektüeldi. Şiirinin yanı sıra roman, tiyatro ve senaryo alanlarında da eserler vermiş, her alanda aynı entelektüel derinliği ve ustalığı sergilemiştir. Memleketimden İnsan Manzaraları bir toplumun portresidir. Kuvâ-yi Milliye bir milletin hafıza belgesidir. Eserleri bugün elliden fazla dilde okuyucuyla buluşmaktadır. Bu, bir şairin değil, evrensel bir sesin başarısıdır” dedi.

Haki, Nâzım Hikmet’in Türk-Rus ilişkilerindeki kültürel önemine de dikkat çekerek, “Türk-Rus ilişkilerinin kültürel boyutunu anlamamız açısından son derece kıymetlidir. İki ülke arasındaki ilişkiler köklü ve katmanlıdır. Siyasi diyaloğun yanı sıra kültür, edebiyat ve insani bağlar bu ilişkinin ayrılmaz bir parçasını oluşturmuştur” ifadelerini kullandı.
Moskova Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı Başkanı Ali Galip Savaşır da konuşmasında, “Nâzım ülkelere sığmayan bir şairdi. Memleketi hasretle yazdığı şiirleri kadar hapishane duvarları, sürgün yolları ve bu topraklardı. Ama hiçbir zaman sadece bir yere ait olmadı. O insanlığa, özgürlüğe, umuda ve sevdaya aitti” dedi.
Savaşır, “Sürgünler, mahpusluklar, yokluklar, zulümler ve ayrılıklar gördü. Ama şiirlerinde olduğu gibi hayatında da hiçbir zaman umutsuzluk, pes etmek, teslimiyet yoktu. Hep bir ‘rağmen’ vardı. Her şeye rağmen, yaşamak ne güzel şeydi. Hiçbir zaman insana ve yaşama olan inancını yitirmemişti. Bizler de Nâzım’ın bizlere miras bıraktığı umudun izinde yolumuza devam ediyor ve yaşıyoruz” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç ise konuşmasında, “Nâzım Hikmet’i anmak üzere geçmiş yıllarda olduğu gibi bu sene de yine mezarı başındayız. Dünya şairi Nâzım Hikmet, mücadelelerle, özlemlerle ve büyük umutlarla örülü yaşamının ardından insanlığın ortak hafızasında kalan ölümsüz eserler bıraktı.
Onun kaleminde vatan sevgisi, insan onuru, adalet arayışı, barış özlemi ve umut her zaman özel bir yer tuttu. Nâzım’ın yazdığı şiirler din, dil, cins, ırk ayrımı olmaksızın yediden yetmişe her yaştan insana ulaştı, ulaşmaya da halen devam ediyor. Nâzım Hikmet yalnızca büyük bir şair değil, aynı zamanda kültürler arasında köprüler kuran bir gönül insanıydı” diye konuştu.

Büyükelçi Bilgiç, Moskova’da Nâzım Hikmet’i anmanın Türkiye ile Rusya arasındaki kültürel diyaloğun sembollerinden birine sahip çıkmak anlamına geldiğini belirterek, “Burada Nâzım Hikmet’i anmak, yalnızca büyük bir şairi hatırlamak değil, Türkiye ile Rusya arasında nesiller boyunca inşa edilmiş kültürel diyaloğun en kıymetli sembollerinden birine sahip çıkmak anlamına da gelmektedir” dedi.
Bilgiç, Moskova’daki Nâzım Hikmet etkinliklerinin sadece mezar başındaki anma töreniyle sınırlı olmadığını kaydederek, “Nâzım Hikmet’in anısına Moskova’da düzenlenen etkinlikler tabiatıyla sadece mezarı başında yapılan bu anma töreniyle sınırlı değil. İki yıl önce bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz Moskova’daki Nâzım Hikmet Kültür Merkezi, bu süre içerisinde Nâzım Hikmet’in hatırasını yaşatan etkinliklere ev sahipliği yapmaya ve Rusya’da yaşayan vatandaşlarımızı ve dostlarımızı bir araya getiren önemli bir buluşma noktası olmaya devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Konuşmaların ardından törene katılan Nâzım Hikmet dostları da büyük şairin mezarına karanfiller bıraktı. Katılımcılar, Nâzım Hikmet’in hatırası önünde saygı duruşunda bulunurken, mezar başında toplu fotoğraf çektirdi.







