Anadolu Ajansı Editör Masası’na konuk olan Fidan, gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.
Karadeniz’de Türk gemilerini etkileyen saldırılar hakkındaki soru üzerine Fidan, şunları söyledi:

“Uyarılarımız maalesef çıkıyor. Savaşın yaygınlaştığı alanlardan biri de Karadeniz’in tamamı oldu. İlk önce askeri limanları, askeri gemileri vuruyorlardı; şimdi ticari bütün gemileri vuruyorlar ayrım yapmadan. Maalesef burada Türk gemileri; Türk sahipli veya Türk bayraklı gemiler de nasibini alıyor.”
Fidan, yabancı bayraklı ve Türk sahipli; yabancı bayraklı, yabancı sahipli ama Türk tayfaların çalıştığı gemilerin de hedef alınabildiğine işaret ederek, bunların hepsini yakından takip ettiklerini aktardı.
Diğer hedef alınan gemilere nazaran Türk gemilerinin sayısının orantısal olarak daha az olduğunu ancak yine de bu hususun kendilerini endişeye sevk ettiğini söyleyen Fidan, “Bu konuda Cumhurbaşkanımıza da arz ettiğimiz birkaç tedbirimiz var. Onları hayata geçiriyoruz.” dedi.
Fidan, “İki tarafa da biz bu konuda bir moratoryum ilan edilmesiyle ilgili bir mekanizma kurulması konusunda çağrımızı ilettik. Ukraynalıların bu konuda bir talebi de vardı zaten. Biz bunu Rus mevkidaşlarımıza da ilettik. Bu konudaki şeyi bekliyoruz.” diyerek, her iki tarafın da birbiri için önemli olan lojistik tesisleri hedef aldığına ve bunun çok tehlikeli olduğuna dikkati çekti.
– Rusya-Ukrayna Savaşı
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın sivil alanda yayılmasına değinen Fidan, savaşan tarafların ellerinde birbirlerine karşı kullanabileceklerini düşündükleri askeri imkanlar olduğu sürece kolay kolay taviz verici adımlar atmadığının başta ABD olmak üzere ara bulucular tarafından görüldüğünü belirtti.
Fidan, ara bulucuların işini kolaylaştıracak durumun, tarafların taviz vererek ortada buluşması olduğunu söyleyerek, “Ama kimsenin taviz vermediği bir yerde savaş, kendi taviz alanı kendi oluşturana kadar şiddeti artarak devam eder. Maalesef şahit olduğumuz da bu.” dedi.
“İki taraf da artık birbirini tamamıyla yıprattığı zaman, ‘artık bir masa etrafına gelelim ve barışalım’ zihni oluşacak diye bekliyorlar.” diyen Fidan, müzakerelerin çok zirvede olduğu bir noktada savaşın “cephede yıpratma savaşı” denilen noktaya geldiğini hatırlattı.
Fidan, yıpratma savaşı döneminde cephedeki askerlerin ilerleme kaydedemeden dron ve toplarla birbirini öldürdüğüne, bölgelere sürekli para ve asker aktarıldığına işaret ederek, şöyle devam etti:
“Bu yıpratma savaşının tam optimum yerinde ara bulucu olarak devreye girdiğimizde bir uzlaşı zemini ortaya çıkmıştı. Orada, Donetsk bölgesindeki Rusların alamadığı, geçen sene yüzde 24-25 dedikleri, bu sene yüzde 15 dedikleri ölçekteki bir toprak alınamadığı için taraflar anlaşmaya bir türlü varamadılar.”
Müzakereler sonuç vermeyince yıpratma savaşının sivil hedefleri de içine alacak şekilde bir yok etme savaşına dönüştüğünün altını çizen Fidan, “Bu yok etme, cephedeki yıpratma, cephe gerisindeki yıpratmaya dönüştüğü zaman konu; bir savaşı, bir cephedeki bir muharebeyi kaybedip kaybetmeme meselesi değil; millet olarak var olup olmamayla alakalı bir konuya gelir. Elinizdeki en son imkan neyse, bu sefer onu kullanırsınız.” ifadelerini kullandı.

AA Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Serdar Karagöz’ün “Rusya’nın elindeki en son imkanın ne olduğunu biliyoruz. Ona doğru mu gider bu iş? Analiz olarak.” sorusu üzerine Fidan, yok etme savaşı daha da büyürse “Rusya’nın elindeki son imkanı” kullanabileceğine işaret etti.
Fidan, “Bunu Rusya’da da ziyaretim esnasında muhataplarımızla görüştüğümüzde, bu konu gündeme gelir gibi oldu, ‘çünkü halk artık böyle bir şey talep ediyor.’ diye. Bunu Batılılara da söyledik, Batılılar da biliyor.” dedi.
Bunun tehlike teşkil ettiğini ve uluslararası toplumun araya girerek savaşı durdurması gerektiğini vurgulayan Fidan, olmaz denilen her şeyin olduğunu; savaşın, coğrafya, hedef ve metot bakımından yaygınlaştığına ve daha üst seviyeye çıkabileceğine dikkati çekti.
Avrupalıların, Rusların, Amerikalıların ve Ukrayna’nın savaşa ilişkin algı ve bulgularının farklılıklar taşıdığını söyleyen Fidan, “savaşın sona ermesi her türlü maslahatın üstündedir” anlayışının henüz oluşmadığını vurguladı.
Fidan, belli tarafların “Ben bu savaşı bu haliyle bırakırsam, benim savaşın devam etmesinden olacak kaybımdan daha fazla kaybım olacak.” düşüncesine sahip olduğunu ve savaşı bu şekilde bırakmamak istediğini belirtti.






