Rus seyahat blog yazarı, İzmir’deki gecekondu mahallesini ziyaret ederek bölgenin zorlu arazi yapısı, temizliği, evleri ve İzmir Körfezi ile Ege Denizi’ne açılan manzaralarına ilişkin gözlemlerini paylaştı.
Rus seyahat blog yazarı, Türkiye’nin İzmir kentindeki gecekondu mahallesini ziyaret ederek bölgenin özelliklerini anlattı. Blog yazarı, gözlemlerini “Dzen” platformundaki kişisel “Letayem sami” blogunda paylaştı.

Yazar, Türkiye gezisinde İstanbul’dan İzmir’e, ardından Bodrum, Marmaris ve Fethiye üzerinden güneye uzanan bir rota izlediğini, bu yolculukta kendisinde en çelişkili duyguları İzmir’in uyandırdığını belirtti.
Blog yazarı, İzmir’in gezi rehberlerinde Türkiye’nin en modern, Avrupalılaşmış ve seküler kentlerinden biri olarak gösterildiğini, Çeşme ve Alaçatı gibi kıyı bölgelerinin üst segment tatil ve yat turizmiyle tanındığını aktardı. Ancak kent merkezinin içlerine doğru ilerleyip gösterişli sahil kesiminden uzaklaşıldığında, dağ yamaçlarında zamanın durmuş gibi göründüğü tarihi ve plansız yapılaşmanın bulunduğu mahallelerle karşılaşıldığını ifade etti.
Blog yazarı, gecekondu kavramını da “bir gecede inşa edilen” anlamına gelen ve Türkiye’de kullanılan bir ifade olarak tanımladı. Yazar, çeşitli kaynaklara göre gecekonduların 20. yüzyılın ikinci yarısındaki sanayileşme döneminde, iş bulmak için büyük şehirlere göç eden ancak yasal konut inşa edecek maddi imkânı bulunmayan ailelerle yaygınlaştığını aktardı.
Yazar ayrıca İzmir’deki bu mahallelerin özellikle Kadifekale çevresi ile Basmane Garı bölgesinde yoğunlaştığını belirtti.
Yazara göre, İzmir’deki gecekonduların başlıca özelliği zorlu arazi yapısı. Kentin deniz ile dik dağ yamaçları arasında sıkışmış olması nedeniyle evler son derece eğimli alanlarda bulunuyor. Bu nedenle insanlar dar ve engebeli taş merdivenler ile inişlerden oluşan bitmek bilmeyen labirentlerde tırmanmak zorunda kalıyor.
Rus blog yazarı, İzmir’deki gecekondu mahallesini, “Bununla birlikte arazi yapısı şaşırtıcı bir mimari paradoks yaratıyor. Bu mütevazı, eski ve zaman zaman yarı yıkık yapıların pencerelerinden İzmir Körfezi ve Ege Denizi’nin güzel panoramik manzarası açılıyor. Bunlar, lüks çatı katı dairelerinin bile imrenebileceği ‘milyon dolarlık’ manzaralar, ancak toplumun en yoksul kesimleri bu manzaralara erişebiliyor” sözleriyle anlattı.
Gezgin ayrıca bu bölgenin sokaklarında neredeyse hiç çöp olmamasına şaşırdı. Blog yazarı, bölge sakinlerinin ortak alanların temizliğine özen gösterdiğini, gecekondu mahallesinde çöp değil ev yemekleri, taze demlenmiş kahve ve iplerde kurutulan temiz çamaşır kokusunun hâkim olduğunu belirtti.
Gecekondu mahallelerindeki yaşamı anlattı
Rus gezgin, ancak en güçlü izlenimi bu mahallelerdeki gözlerden uzak yaşamın yarattığını da sözlerine ekledi. Sıcak iklim ve alan darlığı nedeniyle buradaki birçok evin kapısının sık sık ardına kadar açık tutulduğunu ve turistlerin içeriyi görebildiğini belirtti.
Yazar, “Burada, Türkiye’deki köylerin eski dönemlerdeki yaşam biçimini hatırlatan düzen hâlâ korunuyor. Bu tür odalarda çoğu zaman neredeyse hiçbir modern mobilya bulunmuyor; alışılmış kanepeler, masalar ve koltuklar yok. Odanın ortasında, yerde yalnızca ev sahibinin üzerinde oturduğu büyük, geleneksel bir halı bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Daha önce Rus seyahat blog yazarı Mark Yeremin, Brezilya’daki gecekondu mahallelerini “Polis buraya yalnızca gruplar hâlinde giriyor” sözleriyle anlatmıştı. Yeremin, akşam saatlerinde bu bölgelerde ilan edilmemiş bir sokağa çıkma yasağının uygulandığını belirtmişti.






