
Batrakov’un Galatasaray formasıyla attığı goller yalnızca Türkiye’de değil, Rusya’da da yankılanıyor. Galatasaray tribünlerinde on binlerce taraftarın hep bir ağızdan söylediği “Kalinka”nın sesi adeta Moskova’dan duyuluyor. Türkiye’de giderek büyüyen Batrakov sevgisi, Rusya’da da Galatasaray’a ve Türkiye’ye yönelik bir hayranlığa dönüşüyor. Bu ilgi böyle devam ederse yakında İstanbul’da Rus futbol turistlerini görmeye başlarsanız, hatta Galatasaray tribünlerinde Rus taraftarların sayısının hızla arttığına tanıklık ederseniz hiç şaşırmayın.

Aslında ben bu hikâyenin bir benzerine daha önce de tanıklık ettim. Muhteşem Yüzyıl dizisinin Rusya’da yayımlandığı dönemde, her hafta yeni bölümü heyecanla bekleyen Rusların ilgisi kısa sürede Türkiye merakına dönüşmüştü. İstanbul turlarına ilgi artmış, dizide gördükleri tarihî mekânları yakından tanımak isteyen binlerce Rus turist Sultanahmet’i, Topkapı Sarayı’nı karış karış gezmeye başlamıştı. Ekranlarda başlayan bir hayranlık, insanları Türkiye’ye taşıyan bir turizm hareketine dönüşmüştü. Şimdi Batrakov’un yarattığı heyecanı izlerken aynı sürecin bu kez futbol üzerinden yaşanabileceğini düşünüyorum. Dün Osmanlı saraylarını görmek için İstanbul’a gelen Rusların, yarın Batrakov’u izlemek ve Galatasaray tribünlerinin coşkusunu yaşamak için Türkiye’ye gelmesi hiç de uzak bir ihtimal değil.
Özellikle Batrakov’un attığı gollerin ardından Galatasaray tribünlerinde yaşanan sevinç gösterileri ve stadyumda çalınarak on binlerce taraftarın hep bir ağızdan söylediği meşhur Rus halk şarkısı ‘Kalinka’, Rus sosyal medyasında büyük ilgi görüyor. Bu görüntülerin altına yazılan yorumlar, Rusların yalnızca Batrakov’un başarısıyla değil, Türk futbolunun tribün atmosferiyle de ne kadar yakından ilgilendiğini gösteriyor. Bir Rus futbolcunun Türkiye’de böylesine sevilmesi, gollerinin Rus şarkıları eşliğinde kutlanması, Rusya’da hem gurur hem de büyük bir sempati yaratıyor. Galatasaray taraftarlarının Batrakov’a gösterdiği sevgi, Rusların gözünde Türkiye’ye duyulan yakınlığı da her geçen gün artırıyor. Hatta buradan hareketle bir öngörüde bulunayım: Sosyal medyada fenomen olan yakışıklı mısırcıyla fotoğraf çektirmek için İstanbul’a gelen Rus kızlarının, yakında gezi programlarına bir de Galatasaray maçını eklediğini görürseniz hiç şaşırmayın. Bana kalırsa Batrakov’u tribünden izlemek ve o meşhur tribün coşkusunu yaşamak, Rus gençleri arasında yeni bir İstanbul modasına dönüşebilir. Kim bilir, belki de çok yakında sosyal medyada Rus güzellerin Galatasaray tribünlerinden yaptığı paylaşımları bol bol görmeye başlayacağız.
Ancak Batrakov’un Rusya’da yarattığı ilginin boyutlarını anlamak için sosyal medyaya bakmakla yetinmeye gerek yok. Moskova’da günlük hayatımda da bunun yansımalarıyla sık sık karşılaşıyorum. Tanıdığım hemen herkesin gündeminde Batrakov var. Öyle ki son dönemde beni görenlerin ilk açtığı konulardan biri onun Türkiye’de gördüğü ilgi oluyor. Bu ilginin ne kadar büyüdüğünü gösteren bir başka gelişme de geçtiğimiz günlerde yaşandı. Rusya’da futbol karşılaşmalarını yayımlayan televizyon kanalı, Batrakov’un Türkiye’de yarattığı etki hakkında benimle özel bir röportaj yapmak için iletişime geçti.
Batrakov, Türkiye’nin Rusya’daki Gönüllü Tanıtım Elçisine Dönüştü
Batrakov’un Türkiye’de gördüğü sevgi büyüdükçe Rusya’da Galatasaray’a ve Türk futboluna duyulan ilgi de katlanarak artıyor. Üstelik bu ilgi yalnızca maç sonuçlarıyla sınırlı kalmıyor. Galatasaray karşılaşmalarını tribünden izleyen Rusların paylaştığı görüntüler, Türk taraftarların Batrakov’un gollerini Rus şarkıları eşliğinde kutladığı videolar ve sosyal medyada hızla yayılan paylaşımlar, Türkiye’ye yönelik sempatiyi de güçlendiriyor. Bütün bunlar herhangi bir reklam kampanyasıyla ya da milyonlarca dolarlık tanıtım bütçeleriyle gerçekleşmiyor. Mütevazı kişiliği ve sahadaki başarısıyla Türk futbolseverlerin gönlünde taht kuran genç Rus futbolcu, farkında olmadan iki ülke arasında yeni bir gönül köprüsü kuruyor. Üstelik bu köprü tek yönlü değil. Batrakov, Rusya’da Türkiye’nin tanıtımına katkı sağlarken, Türkiye’de de ülkesini en güzel şekilde temsil ediyor. Sempatik tavırları, alçakgönüllülüğü ve Türk taraftarlarla kurduğu samimi bağ sayesinde Rus insanına yönelik olumlu duyguların güçlenmesine de katkıda bulunuyor. Kısacası Batrakov, Rusya’da Türkiye’nin, Türkiye’de ise Rusya’nın gönüllü tanıtım elçisine dönüşüyor.
Aslında futbol üzerinden iki ülke arasında böyle bir yakınlaşmaya ilk kez tanıklık etmiyorum. Yıllar önce Fatih Tekke, Rusya’nın Zenit takımına transfer olduğunda da benzer bir heyecan yaşanmıştı. Rus taraftarlar, Türk golcüyü “Fatih Sultan Tekke” diye karşılamış, ona büyük bir sevgi göstermişti. Ardından Gökdeniz Karadeniz, Rubin Kazan formasıyla Rus futbolunda unutulmaz bir iz bıraktı. Özellikle 2009 yılında Şampiyonlar Ligi’nde Barcelona’ya karşı deplasmanda attığı galibiyet golü, Rusya’da büyük yankı uyandırmıştı. Öyle ki dönemin Rusya Devlet Başkanı Dmitri Medvedev, Rubin Kazanlı futbolcuları tebrik ederken Gökdeniz’e dönerek “O kahraman Türk sen misin?” diye seslenmişti. Şimdi kaderin ilginç bir cilvesi olarak Batrakov da Galatasaray formasıyla ilk golünü yine Barcelona’ya karşı, üstelik bir Şampiyonlar Ligi maçında attı. Yıllar önce bir Türk futbolcu Barcelona’ya attığı golle Rusların gönlünü fethederken, bugün bir Rus futbolcu aynı rakibe attığı golle Türklerin gönlünde taht kuruyor. Fatih Tekke ve Gökdeniz Karadeniz’in Rusya’da yarattığı sempati, Türkiye’nin tanıtımı açısından önemli fırsatlardı. Ancak bana göre bu potansiyel yeterince değerlendirilemedi. Şimdi Batrakov’la benzer bir fırsat, bu kez ters yönde ve çok daha geniş kitlelere ulaşarak karşımıza çıkıyor. Geçmişte kaçırdığımız fırsatları hiç değilse bu kez değerlendirmemiz gerekiyor.
Ben Kültür ve Turizm Bakanlığının yerinde olsam, bu fırsatı hiç kaçırmam. Batrakov’un yer aldığı bir Türkiye tanıtım filmi hazırlar, yeni turizm sezonu öncesinde Rusya’da yayımlamaya başlarım. Gerçi Ruslar, çoktan harekete geçmiş durumda. Yapay zekâyla hazırladıkları görüntülerde Batrakov’u farklı Osmanlı sultanlarının kıyafetleri içerisinde gösteriyor, birbirinden ilginç ve eğlenceli paylaşımlarla Türkiye’de gördüğü ilgiyi daha da büyütüyorlar. Ancak bence Kültür ve Turizm Bakanlığının da bir an önce bu fırsatı değerlendirmesi gerekiyor. Çünkü bugün Batrakov’un Türkiye’de yarattığı heyecan ve Rusya’da gördüğü ilgi, milyonlarca dolarlık reklam kampanyalarıyla bile kolay kolay elde edilemeyecek bir tanıtım imkânı sunuyor. Üstelik bütün bunlar son derece doğal ve samimi bir şekilde gelişiyor. Batrakov’un attığı goller, Galatasaray tribünlerinde yükselen “Kalinka” sesleri ve sosyal medyada milyonlara ulaşan görüntüler, Türkiye’nin Rusya’daki tanıtımına paha biçilemez bir katkı sağlıyor. Turizmde bazen en etkili reklam, insanların gönlüne dokunan bir hikâyedir. Batrakov’un hikâyesi de tam olarak böyle bir fırsata dönüşmüş durumda.
Futbol Sahalarından Diplomasiye Uzanan Etki
Batrakov’un yarattığı etkinin futbol sahalarının çok ötesine geçtiğini gösteren en çarpıcı örneklerden birine geçtiğimiz Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunda bizzat tanıklık ettim. Moskova’da, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı ve çok sayıda üst düzey Rus diplomatın katıldığı resepsiyonda Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç, iki ülke arasındaki ilişkileri değerlendirirken ticaret hacminden ekonomik iş birliğine kadar pek çok önemli konuya değindi. Ancak konuşmasının dikkat çekici bölümlerinden biri de Batrakov’a yaptığı atıftı. Büyükelçi Bilgiç, Rus futbolcunun adını özellikle anarak Türk-Rus dostluğuna ve iki halk arasındaki yakınlaşmaya sağladığı katkıya dikkat çekti. Üstelik Büyükelçi, Batrakov’dan söz ederken arkasındaki dev ekranda Rus futbolcunun görüntüleri yer alıyordu. Bu sürprizin salondaki Rus davetlileri ne kadar mutlu ettiği, yüzlerine yansıyan gurur ve memnuniyet ifadelerinden açıkça anlaşılıyordu. O an salondaki atmosferi gözlemlerken futbolun insanları birbirine yakınlaştıran gücüne bir kez daha tanıklık ettim. Bir futbolcunun attığı gollerin ve tribünlerde gördüğü sevginin, iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin konuşulduğu böylesine önemli bir ortamda gündeme gelmesi ve Rus davetlilerin yüzünde içten bir tebessüm oluşturması bile aslında her şeyi anlatıyor.
Türk-Rus Dostluğunun Yeni Simgesi: Batrakov
Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerden söz ederken genellikle enerji projelerini, milyarlarca dolarlık ticaret hacmini, turizm rakamlarını ve diplomatik temasları konuşuyoruz. Kuşkusuz bunların hepsi son derece önemli. Ancak ülkeler arasındaki gerçek yakınlaşmanın yalnızca devletler düzeyinde kurulmadığını, halkların birbirine duyduğu sevgi ve sempatiyle de güçlendiğini unutmamak gerekiyor. Batrakov’un bugün ortaya çıkardığı tablo bunun en güzel örneklerinden biri. Bir Rus futbolcu Türkiye’de milyonların sevgisini kazanırken, Rusya’da da binlerce insanı Galatasaray’a ve Türkiye’ye yakınlaştırıyor. Üstelik bunu ne bir diplomatik görevle ne de planlanmış bir tanıtım kampanyasıyla yapıyor. Sadece futbolunu oynuyor, gollerini atıyor ve kendisini bağrına basan taraftarların sevgisine karşılık veriyor.
Geçtiğimiz günlerde Rusya Millî Takımı’nın kampına katılmak üzere ülkesine döndüğünde çekilen görüntülerini izledim. Açıkçası çok hoşuma giden bir ayrıntı vardı. Teknik direktöründen takım arkadaşlarına kadar herkes Batrakov’la Türkiye üzerinden şakalaşıyordu. Kimi “Türk Sultanı geldi!” diye sesleniyor, kimi “Ne yapıyorsun Türk?” diyerek takılıyordu. Bu samimi görüntüleri izlerken Batrakov’un Türkiye’de kazandığı sevginin Rusya’da nasıl karşılık bulduğunu bir kez daha düşündüm. Artık takım arkadaşlarının gözünde bile Türkiye ile özdeşleşen bir futbolcu hâline gelmişti. Bence bu küçük şakalaşmalar, futbolun iki toplum arasında nasıl sıcak bir bağ kurabildiğini anlatan en güzel ayrıntılardan biriydi.
Bir de işin önümüzdeki aylarda görebileceğimiz başka bir boyutu var. Rusya Premier Ligi yakında kış arasına girecek ve Rus kulüpleri her yıl olduğu gibi devre arası hazırlık kampları için sıcak ülkelerin yolunu tutacak. Antalya zaten yıllardır Rus takımlarının tercih ettiği önemli kamp merkezlerinden biri. Ancak benim öngörüm, Batrakov’un Türkiye’de yarattığı bu olumlu havanın Antalya’ya ilgiyi daha da artırabileceği yönünde. Hatta önümüzdeki dönemde Rus kulüplerinin Antalya’da kamp yeri bulmak için birbirleriyle yarıştığını görürsem hiç şaşırmam. Elbette Rus takımları Batrakov’dan önce de Türkiye’ye geliyordu. Fakat şimdi futbol üzerinden oluşan bu yeni yakınlığın, Antalya’yı Rus kulüpleri açısından çok daha cazip bir merkez hâline getirebileceğini düşünüyorum.
Sizin anlayacağınız Batrakov gol attıkça Galatasaray tribünleri coşuyor, Galatasaray tribünleri “Kalinka” söyledikçe o ses Moskova’da yankılanıyor. Belki de Türk-Rus dostluğunun son yıllardaki en güzel hikâyelerinden biri, işte bu tribünlerde yazılmaya başladı.