GAZETEM RUSYA | SİYAMEND KAÇMAZ

Moskova’nın Ankara’ya gönderdiği sinyaller: Hakan Fidan ziyaretinin satır araları

Güncelleme Tarihi: Haziran 19, 2026 11:56
GAZETEM RUSYA HABER MERKEZİ
Oluşturulma Tarihi: Haziran 19, 2026 11:56
Siyamend Kaçmaz

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Rusya ziyareti, Moskova içinde Ankara için de diplomatik temaslardan çok daha farklı bir anlam taşıyordu. Görüşmelerin yoğunluğu kadar satır aralarında verilen mesajlar da dikkat çekiciydi. Özellikle önümüzdeki ay Türkiye’de yapılacak NATO zirvesi öncesinde bu ziyaretin gerçekleşmesi ve Fidan’ın Moskova’da son derece üst düzey bir protokolle ağırlanması önemli mesajlar içeriyordu.

Reklam

Türkiye, NATO üyesi olmasına rağmen Moskova ile düzenli ve doğrudan diyalog kurabilen nadir ülkelerden biri konumunda bulunuyor. Rusya perspektifinden de bu durum çok değerli bulunuyor ve sözlü olarak da ifade ediliyor. Rusya’nın Batı ile ilişkilerinin tarihin en gergin dönemlerinden birinden geçtiği bu süreçte Ankara, Moskova’nın iletişim kanallarını açık ve canlı tuttuğu nadir başkentlerden biri olarak dikkat çekiyor.

Bu nedenle Hakan Fidan’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin tarafından kabul edilmesini diplomatik nezaket çerçevesinde yapıldığı şeklinde değerlendirilmek doğru olmaz. Kremlin’in protokol anlayışını iyi bilen birisi olarak, Putin’in kabulünü Türkiye’ye verilen önemin ve Ankara ile sürdürülen diyaloğun Moskova tarafından stratejik değer taşıdığının bir göstergesi olarak okumak daha doğru olur.

Benzer şekilde, Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin’in Türkiye’ye büyükelçi olarak atanması da dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor. Uzun yıllardır Rus diplomasisinin önemli isimleri arasında yer alan Verşinin’in Ankara’ya gönderilmesi, Moskova’nın Türkiye dosyasına verdiği önemin somut göstergelerinden biri olarak değerlendiriyorum. Rusya Federasyonu Ankara Büyükelçiliği’nde beni misafir eden Sayın Verşinin’den edindiğim izlenim ise, iki ülke arasındaki ilişkileri daha ileri bir seviyeye taşıma konusunda güçlü bir iradeye ve samimi bir yaklaşıma sahip olduğu yönünde oldu.

Moskova’nın Ankara’ya gönderdiği sinyaller: Hakan Fidan ziyaretinin satır araları

Aslında Türkiye-Rusya ilişkileri son yıllarda Avrupa Birliği ve NATO ülkelerinin gerçekleştiremediği türden diplomatik ve bence olması gerektiği doğrulukta temaslara sahne oluyor. Ukrayna krizinin başladığı ilk günden itibaren Ankara, çatışmanın askeri yöntemlerle değil diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini savundu ve bunu taraflara da net olarak yaptıkları ile gösterdi.Türkiye’nin bu yaklaşımı hem Moskova hem de Kiev tarafından da kabul gördü. İstanbul’da gerçekleştirilen müzakereler ve daha sonra taraflar arasında yürütülen farklı seviyelerdeki temaslar, Türkiye’nin güvenilir bir arabulucu ve müzakere platformu olarak görüldüğünü ortaya koydu.

Bu günlerde Avrupa başkentlerinde Rusya ile olası temasların yeniden başlanması gerektiğinin konuşulmaya başlanması dikkat çekiyor. Ancak Ankara, çatışmanın ilk günlerinden itibaren diyaloğun sürdürülmesi gerektiğini savunan ülkelerin başında yer aldı. Yaşananlar, Türkiye’nin izlediği dış politikanın zaman içerisinde ne kadar gerçekçi ve doğru bir zemine oturduğunu da gösterdi bize.

Hakan Fidan’ın Moskova’daki temasları yalnızca ikili ilişkiler ve Ukrayna dosyasıyla sınırlı değildi. Bölgesel gelişmeler, enerji iş birliği, ekonomik ilişkiler, Orta Doğu’daki krizler ve iki ülke arasındaki stratejik başlıklar detaylı biçimde ele alındı. Bu yönüyle ziyaret, ilişkilerin seviyesini gösteren bir fotoğraf karesinden ziyade ikili ilişkilerin mevcut durumunun değerlendirilmesi ve gelecekteki yol haritasının şekillendirilmesi açısından önemli bir dönüm noktası niteliği taşıdı.

Ziyaret sırasında Fidan’a Rusya’nın en saygın yükseköğretim kurumlarından biri olan Moskova Devlet Uluslararası İlişkiler Enstitüsü (MGIMO) tarafından fahri doktora unvanı verilmesi de dikkatlerden kaçmadı. Rusya’da diplomasi ve uluslararası ilişkiler alanında sembolik değeri son derece yüksek olan bu unvan, yalnızca kişisel bir takdir değil, aynı zamanda Türkiye ile geliştirilen ilişkilerin önemine yönelik sembolik bir mesaj olarak da değerlendirilebilir.

Türkiye ile Rusya’nın bazı başlıklarda konulara bakışında zaman zaman farklılıklar bulunsa da özellikle Filistin, Gazze ve son dönemde İran eksenindeki gelişmeler konusunda benzer söylemler dile getirdikleri görülüyor. Her iki ülke de bölgesel krizlerin daha fazla yayılmasının önlenmesi gerektiğini savunurken diplomatik çözüm çağrılarını ön plana çıkarıyor.

Hakan Fidan’ın Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile görüşmesinin ardından Kremlin’in önemli isimlerinden Putin’in yardımcılarıyla yaptığı görüşmeler, Rus tarafının Ankara’nın düşüncelerini her seviyede dinlemek istediğini ve buna verdiği önemi bir kez daha ortaya koydu. Bu isimlerden biri Rusya-Ukrayna müzakerelerinde Moskova heyetine başkanlık eden Vladimir Medinskiy’di.

Bu görüşmeler, Türkiye’nin yalnızca ikili ilişkiler açısından değil, Rusya’nın bölgesel diplomasi hesaplarında da önemli bir yere sahip olduğunu gösterdi. Nitekim ziyaret sonrasında Rus basınında yer alan değerlendirmelere bakıldığında, görüşmelere yönelik en ufak eleştirel veya olumsuz bir yaklaşımın hiç görülmemesi dikkat çekti. Aksine haberlerde Türkiye ile sürdürülen diyaloğun öneminin altı çizildi ve Ankara’nın arabuluculuk kapasitesine olumlu atıflar yapıldı.

Moskova’nın Ankara’ya bakışında son yıllarda oluşan tablo oldukça net. Rusya, Türkiye’yi yalnızca komşu bir ülke veya ekonomik ortak olarak değil, aynı zamanda açık ve samimi olarak konuşulabilen, müzakere edilebilen stratejik bir aktör olarak görüyor. Hakan Fidan’ın Moskova ziyareti de bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi.

İlginizi Çekebilir