
Dün Rusya’ya dokuzuncu kez arabuluculuk girişimleri kapsamında gelen ABD Başkanı Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff, bu kez St. Petersburg’a Oslo’dan geldi. Önce Avrupa ve Ukrayna tarafını dinleyen Witkoff, ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile görüşmek üzere St. Petersburg’a geçti. Yaklaşık üç saat kapalı kapılar ardında gerçekleşen görüşmenin ardından hem Washington’dan hem de Kremlin’den savaşın sona erdirilmesine ilişkin dikkat çekici iki açıklama geldi.

ABD Başkanı Donald Trump, görüşmenin ardından yaptığı açıklamada, “Bence bu konuda bir çözüme yaklaşıyoruz. Belki de şu anda çözüme daha önce hiç olmadığı kadar yakınız.” değerlendirmesinde bulundu. Trump’ın bu tür iddialı açıklamalarını daha önce çok duyduk. Ancak bu kez farklı olan, Kremlin’den gelen mesajdı.
Putin’in dış politika alanındaki en deneyimli isimlerinden biri olan ve bugüne kadar bu konudaki önemli diplomatik görüşmelerin hemen hepsinde yer alan Kremlin Dış Politika Danışmanı Yuri Uşakov, Ukrayna’daki çatışmaların sona ermesine ne kadar yaklaşıldığı yönündeki soruya, “Sona ne kadar yaklaştığımızı bilmiyorum ancak süreç bu yönde ilerliyor.” yanıtını verdi.
Belki Trump’ın sözleri kadar iddialı gelmeyebilir. Ancak bana göre Kremlin’den gelen bu sinyal çok daha değerli. Çünkü Moskova’nın dört yılı aşkın süredir değişmeyen bir tutumu var: Belirlediği hedeflere ulaşmadan savaşı sona erdirmeyeceğini çok defa ifade etti. Kremlin’in bu kararlılığında bugüne kadar en ufak bir zayıflama görülmedi.
Uşakov’un sürecin bu yönde ilerlediğini söylemesi, Kremlin penceresinden çatışmaların sona ermesine giden bir yolun şekillenmeye başladığını düşündürüyor. Ancak bu ilerlemenin müzakere masasında mı yoksa cephede mi sağlandığına ilişkin ipucu vermiyor. Rusya’nın kendi hedeflerine ulaşmaya, dolayısıyla çatışmaların sona ermesine yaklaştığını düşündüğüne işaret ediyor.
Üstelik Uşakov’un dünkü görüşme ile ilgili açıklamalarında Rusya’nın ABD ve Ukrayna ile üçlü müzakerelere kasım ayında yeniden başlamaya hazır olduğunu açıklaması da bu sözlerini daha anlamlı kılıyor. Uşakov’un ve Witkoff’un açıklamalarından duyduğumuz müzakere masasının yeniden kurulması planının ise görüşmelerin en somut sonucu olarak not alınabilir.
Trump’ın gerçekleşmeyen açıklamalarının perde arkası
Trump zaman zaman ortada hiç birşey yokken çıkıp tarafların anlaşmaya vardığını söylüyor. Ancak ardından beklenen sonuç bir türlü gelmiyor. Böylece ABD Başkanı, Ukrayna meselesinde adeta yalancı çobana dönüştü. Fakat ben Trump’ı bu duruma getirenin Rusya olduğunu düşünmüyorum. Çünkü Putin’in dört yılı aşkın süredir tutumunda ciddi bir değişiklik yok. Neye evet, neye hayır diyeceği büyük ölçüde belli. Trump’ın da bunu gayet iyi bildiğine inanıyorum.
Bana göre sorun, Trump’ın Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’den aldığı sinyallere güvenerek erken konuşmasında. Zelenskiy’nin verdiği olumlu mesajlar, Avrupalı ortaklarıyla yapılan görüşmelerin ardından değişebiliyor. Trump ise henüz bütün tarafların üzerinde uzlaşmadığı bir gelişmeyi anlaşma aşamasına gelinmiş gibi açıklayınca zor durumda kalıyor. Bunun en çarpıcı örneğini Alaska zirvesinin ardından yaşadık.
Trump, Putin ile Alaska’da görüştükten sonra Zelenskiy ve Avrupalı liderleri Washington’a davet etti. Beyaz Saray’daki görüşmeler sırasında Putin ile de telefonla görüştü. Ardından kendinin de katılacağı üçlü bir zirve düzenlenmesinin iki hafta içinde gerçekleşeceğini ilan etti. Trump’ın açıklamalarından anlaşmanın çok yakın olduğu izlenimi doğmuştu. Ancak beklenen zirve gerçekleşmedi.
Trump’ın Zelenskiy’ye yönelik öfkesinde de bunun önemli bir payı olduğu kanaatindeyim. Çünkü o gün bir anlaşma sağlanabilseydi, Trump’ın hem imajı güçlenecek hem de savaşı sona erdiren lider olarak siyasi bir başarı elde etmiş olacaktı. Belki de bu durumda Orta Doğu’daki maceraya hiç girişmeyecek ya da en azından o dönemde böyle bir adım atmayacaktı. Üstelik meselenin bir de insani boyutu var. Trump’ın sık sık dile getirdiği gibi, o gün anlaşma sağlanabilseydi bugün hayatta olmayan binlerce insan belki de yaşamaya devam edecekti. Ukrayna ise bugünkü şartlardan daha iyi bir sonuçla bu belirsizlikten çıkmış olacaktı.
Ukrayna’da çözüm, Orta Doğu’nun da anahtarı olabilir
Ben Rusya-Ukrayna savaşının sona ermesinin, Orta Doğu’daki gerilimin düşürülmesinde de belirleyici bir rol oynayabileceğini düşünüyorum.
Orta Doğu’da artan gerilim, yükselen dizel fiyatları ve dünya genelinde oluşan ekonomik hoşnutsuzluk nedeniyle Trump’ın Rusya ile dizel konusunda anlaşma yapması bana göre son derece doğru bir karardı. Çünkü artık Ukrayna’daki savaşı Orta Doğu’da yaşananlardan bağımsız değerlendiremeyiz. Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin enerji piyasalarında yarattığı sıkıntılar ve bölgede giderek artan huzursuzluk dünya gündeminin üst sıralarında çözümü bekleyen bir başka başlık.
Ben Ukrayna meselesinin çözüme kavuşturulması hâlinde Rusya’nın Orta Doğu’daki gerilimin düşürülmesinde çok daha etkili bir rol oynayabileceğini düşünüyorum. Özellikle İran ve bölgedeki diğer ülkeler ile ilişkileri ve oradaki diplomatik ağırlığı düşünüldüğünde, Moskova’nın bu konuda önemli bir hamle yapabileceğine inanıyorum. Ancak Ukrayna’daki savaşın uzaması ve Orta Doğu’daki gerilimin tırmanması, dünyayı çok daha tehlikeli bir noktaya sürükleyebilir ki nitekim farklı çevrelerden düşünürler ve siyasi analistler de bu tehlikeye dikkat çekmeye başladı bile.
Sonuç olarak Trump’ın iyimser sözlerini daha önce defalarca duyduk. Bunu bir kenara bırakacak olursak bu kez Kremlin’den de aynı yönde bir mesaj gelmesi, bana göre sürecin farklı bir aşamaya geçmiş olabileceğini gösteriyor. Umarım bu yeni girişimler İstanbul ve Alaska’da olduğu gibi sonuçsuz kalmaz ve dört yılı aşkın süredir devam eden savaşın sona erdirilmesi için bu kez somut bir adım atılır.
Çünkü dört yılı aşkın süredir sırtımızda kambur gibi duran ve bedelini adını bile telafuz edemediğimiz dünyanın en uzak ülkesinin bile ödemek zorunda kaldığı bu savaşın artık sona ermesi gerekiyor. Hele Zelenskiy’nin geçen gün söylediği, “Savaşı kaybetmedik ama insan kaybettik” sözünü düşündükçe buna daha fazla inanıyorum. Bana göre kabul edilebilir bir yaklaşım değil bu. Çünkü o insanlar kaybedilmeyebilirdi. Topraklar geri alınabilir, yıkılan şehirler yeniden inşa edilebilir ama kaybedilen insanları geri getiremezsiniz. Bu nedenle artık kimin haklı çıktığından, kimin kazandığından çok daha önemli bir mesele var: Daha fazla insanın hayatını kaybetmesini önlemek. Umarım Washington ve Kremlin’den gelen bu iki kritik sinyal, bu kez gerçekten savaşın sona ermesine giden yolun başlangıcı olur.