GAZETEM RUSYA | SİYAMEND KAÇMAZ

Türkiye-Rusya hattında dostluk eli samimi, diyalog zemini güçlü

Güncelleme Tarihi: Nisan 27, 2026 11:15
GAZETEM RUSYA HABER MERKEZİ
Oluşturulma Tarihi: Nisan 27, 2026 11:15
Siyamend Kaçmaz

Türkiye ile Rusya arasında sanki bir gerginlik varmış gibi anlatanların, analizlerini neye dayandırdıklarını bilmiyorum; ama ben size Moskova penceresinden gördüklerimi aktarayım. Kararı siz verin…

Reklam

Son on günde Rusya Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko, İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dahil çok üst düzeyde görüşmeler yaptı. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Antalya Diplomasi Forumu’na katıldı, temaslarda bulundu ve ana panelde konuşma yaptı. Türkiye-Rusya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu heyeti Moskova’daydı. Moskova’da 23 Nisan, sadece bir günle sınırlı kalmadan tam bir hafta boyunca çeşitli etkinliklerle kutlandı. Rusya’nın Ankara Büyükelçiliği, sosyal medya hesabından tarihî bir hatırlatma yaparak 94 yıl önce, 26 Nisan 1932’de, Başbakan İsmet Paşa riyasetindeki Türkiye Cumhuriyeti hükümet heyetinin resmî bir ziyaret için Moskova’ya geldiğini hatırlattı. Yine geçen hafta Moskova’da Rusya-Türkiye 105. Yıl Medya Forumu düzenlendi. Türk Hava Yolları ve Rus hava yolu taşıyıcıları, yine bu son on gün içinde Türkiye ile karşılıklı ek sefer duyuruları yaptı.

Sadece bu hareketliliğe bakınca bile bir sorun olduğunu iddia etmenin ne kadar yersiz olduğunu görürsünüz.

Samimiyetle uzatılan dostluk eli

Yukarıda belirttiğim gibi, geçen hafta Türkiye-Rusya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu heyeti Moskova’daydı. Pazartesiden cumaya kadar adeta burada mesai yaparcasına görüşmelerde bulundular. Ziyaretin son günü, Türkiye-Rusya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Murat Baybatur ile kahvaltıda buluştuk. Bana görüşmeleri anlattı ve kendilerine uzatılan elin samimiyetini her temasta hissettiklerini söyledi.

Baybatur, hem parlamentonun üst kanadı Federasyon Konseyi’nde hem de alt kanadı Duma’da son derece verimli ve kapsamlı görüşmeler gerçekleştirdiklerini anlattı. “Görüşmeye girdiğimiz herkesi son derece hazırlıklı gördük” diyerek Türkiye’ye yönelik ilgiyi görmenin kendilerini çok mutlu ettiğini aktardı bana.

Baybatur’un anlattıklarından, iki ülke ilişkilerinin parlamenter diplomasi boyutunda önemli temaslara sahne olduğunu anladım. Her iki tarafın da bu ilişkilerin sahada nasıl geliştirilebileceği konusunda istekli olduğunu gördüm. Baybatur sadece kendisi anlatmakla kalmadı; zaman zaman heyetteki diğer milletvekillerine de söz verdi ve onlardan da temaslarda gördükleri ilgiyi aktarmalarını istedi.

Görüşmelerde, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerde gündeme gelen bazı sorun olan başlıkların yanı sıra iş birliğinin daha da geliştirilmesine yönelik konuların ele alındığını anlatan Baybatur, özellikle Rus tarafının yaklaşımındaki samimiyete dikkat çekti. Hatta kahvaltıdan sonra Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma’dan bir milletvekiliyle buluşacaklarını söyleyerek, “Sen de gel, bize katıl; gözlerinle gör” dedi. Böylece yalnızca karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesine ışık tutacak cümleleri duymakla kalmadım; aynı zamanda o anda gündeme gelen birkaç somut projeye de tanıklık ettim.

İki ülke liderleri arasındaki yakın diyaloğun herkes tarafından bilindiğini belirten Baybatur, bu samimiyetin parlamenter düzeydeki temaslara da yansıdığını söyledi. Yaklaşık bir hafta boyunca farklı düzeylerde yapılan görüşmelerde Türkiye’ye karşı olumlu ve yapıcı bir yaklaşım gördüklerini ifade etti. Baybatur, görüşmemizi de bu açıdan bir fırsata çevirdi. Uzun yıllardır Moskova’da yaşadığımı ve gazetecilik yaptığımı hatırlatarak sahada gördüğüm ve muhataplara iletilmesi gerektiğini düşündüğüm konular varsa kendileriyle paylaşmamı istedi.

Ben de kendisine, siyasi ve ekonomik başlıkları bir kenara bırakarak şu an itibarıyla insani boyutta öne çıkan iki önemli başlık bulunduğunu söyledim. Bunlardan ilki, karma evliliklerin ayrılıkla sonuçlanması hâlinde çocukların anne ya da baba tarafından diğer ebeveynin göremeyeceği şekilde Türkiye’ye veya Rusya’ya kaçırılması meselesi. Bunun, iki ülke arasında acilen ele alınması gereken ciddi bir sorun olduğunu ve bu konuda ortak bir uzlaşma mekanizmasına ihtiyaç bulunduğunu ifade ettim. İkinci başlığın ise hem Türkiye hem de Rusya vatandaşı olan erkek çocuklarının askerlik karmaşası olduğunu dile getirdim.

Türkiye-Rusya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Murat Baybatur, aktardıklarımı büyük bir ciddiyetle not aldı. Bu başlıkların insani boyutunun kendilerini de rahatsız ettiğini, özellikle her yeni hikâyede meselenin ağırlığını bir kez daha hissettiklerini ve bunu muhataplarıyla masaya yatıracaklarını ifade etti.

Türkiye-Rusya ilişkileri zaman zaman farklı gündem başlıklarıyla sınansa da iki ülke arasında kurulan diyalog kanallarının açık olması, size son on günde yaşananları aktardığım tabloda da çok net olarak göze çarpıyor. İki ülke arasındaki bu ziyaretlerde karşılıklı temasların sadece resmî nezaket düzeyinde kalmadığını; aksine, somut başlıkların konuşulduğunu, sorunların dile getirildiğini ve iş birliği alanlarının değerlendirildiğini görüp yaşadıklarımla net olarak söyleyebilirim.

Oturduğu yerden analiz yapan sözde uzmanların çizdiği tablonun aksine, Moskova’da sahada gördüğüm manzara çok daha net: Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerde diyalog kanalları açık, temas zemini güçlü ve her iki taraf da bu ilişkileri daha ileri taşımaya fazlasıyla iştahlı.

Yazar konuğumun şaşkınlığı

Geçen hafta Moskova’da düzenlenen Rusya-Türkiye 105. Yıl Medya Forumu için Rusya’ya gelen köşe yazarı arkadaşım Abdullah Karakuş da benzer bir tabloya dikkat çekti. Ankara’nın ve siyasein nabzını iyi tutan bir kalem olan Karakuş, Moskova’da gezerken bu ülkenin savaşta olduğunu gösteren hiçbir şey görmediğini; Batı’nın yaptırımlarını ise kredi kartlarını kullanamaması dışında günlük hayatta hissetmediğini söyledi.

Savaş öncesinde de Rusya’ya ziyaretime geldiği için Moskova’nın eski hâlini bilen bir isim. Hatta burada yaşadığımız için bazı şeyleri kanıksamış olabileceğimizi düşünerek, son gün onu havalimanına bırakırken “Gördüklerini birkaç cümleyle anlat” dedim. Bana, “Sokaklarda her şey aynı. Restoranlar dolu, şehir hayatı devam ediyor ve herhangi bir ürüne ulaşımda sorun görmedim” diyerek izlenimlerini özetledi.

Kendi köşe yazısı için bilgi notları alırken de Rusya Merkez Bankasının süreci çok iyi yönettiğini uzaktan okuduğunu, fakat bunu Moskova sokaklarında da gördüğünü söyledi.

İlginizi Çekebilir