GAZETEM RUSYA | SİYAMEND KAÇMAZ

Kremlin’den diplomasi dersi: Putin, dondurulan varlıkları oyuna soktu

Güncelleme Tarihi: Ocak 23, 2026 10:48
GAZETEM RUSYA HABER MERKEZİ
Oluşturulma Tarihi: Ocak 23, 2026 10:48
Siyamend Kaçmaz

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı ile yıllardır en sert kriz başlıklarından biri olan dondurulan Rus varlıklarını öyle güçlü bir şekilde oyuna soktu ki, bu hamleye kimse “Yok” diyemedi. Kremlin, fiilen erişemediği bu kaynaklara akıl almaz bir manevra ile diplomatik bir kimlik kazandırarak onları uluslararası denklemin ve müzakere masasının aktif bir unsuru haline getirdi.

Reklam

Putin, öyle bir hamle yaptı ki; hem ABD Başkanı Donald Trump’ın elini güçlendirdi hem de Rusya’nın istediğini tereyağından kıl çeker gibi almasını sağladı. Trump’ın Davos’ta birçok ülke ile imza altına aldığı, Gazze’nin yeniden inşası ve kalıcı barış süreçlerini hedefleyen “Board of Peace” (Barış Konseyi) girişimi için Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e de resmî bir davet gönderildiği duyurulmuştu. Putin, bu daveti adeta bir diplomasi dersine çevirdi; söz konusu girişimi değerli bulduklarını belirterek, önceki ABD yönetimi tarafından dondurulan Rus varlıklarından 1 milyar doların Gazze Barış Konseyi’ne tahsis edilebileceğini açıkladı. “Önceki ABD yönetimi tarafından” vurgusunu özellikle yapan Putin, Rusya ile yakınlaşmaya çalışan Trump yönetiminin bu kararda dahli olmadığının da altını çizdi ve insani yardım amacı taşıyan bu bağışa kimsenin “yok” diyemeyeceği bir teklif sundu. Bu hamleyle Putin, dondurulan Rus varlıklarına diplomatik bir kimlik kazandırmakla kalmadı; onları uluslararası siyasi müzakerelerde aktif bir enstrümana dönüştürerek pasif konumdan çıkarmış oldu.

Putin, daha önce de herkesi şaşırtan; kimi zaman şaka yollu, kimi zaman beden diliyle verdiği mesajlarla gündem olmuş bir lider. Bazılarınız bu satırları okurken “Putin güzellemesi yapıyor” diye düşünebilir, ancak geriye dönüp söyledikleri ve yaptıkları birlikte incelendiğinizde, birçok süreci farklı noktalara taşıyan çıkışlara imza attığını sizde görürsünüz. Putin, ağzından çıkan her kelimeyi hesaplayarak konuşan, cümlelerini çoğu zaman adrese teslim kuran ve mesajlarında tesadüfe yer bırakmayan bir profil.

Rusya ile Batı arasında uzun süredir devam eden dondurulan Rus varlıkları meselesi, yalnızca siyasi değil, aynı zamanda dünya ekonomik işleyişini de ciddi biçimde etkileyen ve hukuki anlamda kilitlenme noktasına dayanmış bir başlık haline gelmişti. Avrupa Birliği bu varlıklara el koyma konusunda istekli olsa da, uluslararası hukukta sağlam bir dayanak oluşturamadığı için fiilen adım atamıyor. Söz konusu kaynaklar, Rusya’nın toplam rezervlerinin neredeyse yarısı kadar ve yıllardır Moskova’ya karşı bir baskı unsuru olarak masada pasif halde tutuluyordu.

Putin, öyle bir manevra yaptı ki, Trump’ın bile açıkça karşı çıkamadığı, hatta “Benim açımdan sorun yok” demek zorunda kaldığı bu adım, dondurulan Rus varlıklarını tek taraflı bir yaptırım enstrümanı olmaktan çıkararak siyasi meşruiyet alanına taşıdı. Rusya’yı uzun süredir ötekileştirmeye çalışan Avrupa’nın ve önceki ABD yönetiminin (bu arada bence Avrupa Birliği liderleri hala önceki ABD yönetiminin kendilerini bulaştırdığı bu politik çıkmazdan kendilerini kuratarabilmiş değilller) aksine Washington’un Moskova’yı küresel karar alma mekanizmasının bir parçası olarak kabul ettiğini gösteren bu süreçte, Putin kendisine uzatılan pası ustalıkla gole çevirdi.

Putin’in bu hamlesi, çok kutuplu dünya düzenine giden yolda taşların yerine oturduğu yönündeki söylemlerinin pratikte de karşılık bulduğunu gösterdi. Çin, Hindistan, Rusya ve ABD gibi aktörlerin küresel sistem içindeki ağırlıkları giderek daha belirgin hale gelirken, Avrupa Birliği’nin hâlâ kendi rolünü netleştiremediği, karar alma süreçlerinde geciken ve süreci uzatan bir pozisyonda kaldığı görülüyor. Üstelik bu karasızlığın birliği içerden çürüttüğünün farkında bile değiller.

Putin’den Trump’a karşı pas

Trump’ın bu jestine Putin’den de aynı ölçüde bir karşı pas geldi. Putin, Grönland tartışmasını yalnızca siyasi bir polemik olarak ele almak yerine, Trump’a adeta sahada kendisine attırdığı gole karşılık, aynı ölçüde bir pas iade eder gibi hesaplı ve mesaj yüklü bir çıkışla yanıt verdi. Rusya’nın Alaska’yı geçmişte hangi bedelle ABD’ye satıldığını ve yüzölçümü karşılaştırması ve geçen süredeki enflasyon hesabı ile Grönland’a değer biçen Putin, bu beklenmedik örnekle tartışmayı bambaşka bir zemine taşıdı.

Üstelik Trump’ın “Biz almazsak Ruslar alır” sözlerine rağmen, resmî bir toplantıda hem bu hesabı ortaya koydu hem de açıkça “Bizi ilgilendirmez, bu bizim meselemiz değil” diyerek konunun tarafı olmadıklarının altını çizdi. Ardından, Danimarka ile ABD’nin bu tür anlaşmalarda zaten bir tecrübeye sahip olduğunu hatırlatarak, Danimarka’nın geçmişte Virgin Adaları’nı ABD’ye satmış olmasına atıf yaptı; tarih merakıyla bilinen Putin’in, tarihin tozlu sayfalarından çekip çıkardığı bu örnekle ne kadar planlı ve ince çalıştığını bir kez daha gözler önüne serdi.

İlginizi Çekebilir