Rusya Dışişleri Bakanlığı’nın resmi sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un, Rus diplomasisinin 2025 yılı faaliyet sonuçlarına ilişkin basın toplantısında yaptığı değerlendirmelere yer verildi.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 20 Ocak 2026’da Moskova’da düzenlenen basın toplantısında, 2026 yılının ilk yirmi gününde yaşanan gelişmelerin, 2025 yılının tamamının ardından bırakılan etkiyi dahi geride bıraktığını söyledi.

Lavrov, bu süreçte ABD’nin Venezuela’ya yönelik silahlı müdahalesiyle benzeri görülmemiş olaylara tanıklık edildiğini belirterek, onlarca kişinin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını, Venezuela’nın meşru Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun eşiyle birlikte alıkonularak ülke dışına çıkarıldığını ifade etti. Lavrov, aynı dönemde Küba ile Latin Amerika ve Karayipler bölgesindeki diğer ülkelere yönelik tehditlerin de gündeme geldiğini kaydetti.
Rusya Dışişleri Bakanı, dış güçlerin İran’daki siyasi durumu istikrarsızlaştırmaya yönelik açık girişimlerinin derin endişe yarattığını belirtti. Lavrov, Avrupa Birliği Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’ın, protestolara destek vererek Avrupa Birliği adına bu ülkede rejim değişikliğini hedeflediklerini ima eden açıklamalar yaptığını hatırlattı.
Lavrov, Batılı ülkelerin çoğunun Kiev yönetimini Rusya’ya karşı silahlı bir çatışmada kullanma çabasını sürdürdüğünü belirterek, Rusya’ya “stratejik yenilgi” yaşatma hedefinin artık daha az dile getirildiğini ancak özellikle Avrupalı liderlerin zihinlerinde ve planlarında varlığını koruduğunu söyledi.
Küresel düzende köklü değişimlerin yaşandığını vurgulayan Lavrov, Batı’nın son on yılda uluslararası hukukun yerine koymaya çalıştığı “kurallara dayalı dünya düzeni” kavramının artık kullanım dışı kaldığını ifade etti. Batı Avrupa ülkelerinin, ABD Başkanı Donald Trump’ın izlediği ve “kurallara dayalı düzen” olarak sunulan çizginin ne anlama geldiğini anlamaya çalıştığını söyleyen Lavrov, artık bu “kuralları” kolektif Batı’nın değil, onun tek bir temsilcisinin yazdığını belirtti ve bunun Avrupa için büyük bir sarsıntı olduğunu kaydetti.
Lavrov, dünyada “güçlü olanın haklı sayıldığı” bir anlayışın hâkim olduğunu dile getirerek, bu yaklaşımın sonuçlarının yalnızca Küresel Güney ve Doğu ülkelerinde değil, Batı toplumlarının kendi içinde de kriz eğilimlerini artırdığını ifade etti. Grönland’ı bu duruma açık bir örnek olarak gösterdi.
Rusya’nın, Batılı ülkelerin kendi aralarında “kurallara göre” konuşmayı tercih etmelerinin kendi seçimleri olduğunu belirten Lavrov, Moskova’nın hem Dünya Çoğunluğu ülkeleriyle hem de Rusya ile eşitlik temelinde karşılıklı fayda sağlayan projeleri konuşmak isteyen Batılı ülkelerle iş birliğine açık olduğunu vurguladı.
Lavrov, uluslararası hukuk normlarının evrensel olarak uygulanmasından yana olduklarını belirterek, esas olanın eşitlik, karşılıklı saygı ve çıkarlar arasında denge olduğunu söyledi. Rusya’nın kendi çıkarlarını kararlılıkla savunacağını ifade eden Lavrov, başkalarının meşru haklarına göz dikmediklerini ancak Rusya’nın meşru haklarıyla da keyfi şekilde oynanmasına izin vermeyeceklerini kaydetti.
Batı’nın 2025 yılında Rusya’ya yönelik dile getirdiği “izolasyon” iddialarının gerçekleşmediğini belirten Lavrov, İkinci Dünya Savaşı’ndaki zaferin 80. yıl dönümü kapsamında Kızıl Meydan’da düzenlenen törenlere çok sayıda yabancı konuğun katıldığını ve bu katılımları takdirle karşıladıklarını söyledi.
Lavrov, Venezuela, İran ve Orta Doğu başta olmak üzere tüm gerilim alanlarında tansiyonun düşürülmesinden yana olduklarını ifade ederek, İran’ın nükleer enerjiyi barışçıl amaçlarla kullanma hakkına saygı temelinde bir çözüm bulunması gerektiğini vurguladı. Orta Doğu’da kalıcı barışın ise Birleşmiş Milletler’in Filistin devleti kurulmasına ilişkin kararının hayata geçirilmesiyle mümkün olacağını sözlerine ekledi.






