Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Moskova’da düzenlenen 2. Uluslararası Veteriner Güvenliği Forumu’nda yaptığı konuşmada, veteriner güvenliğinin yalnızca hayvan hastalıklarıyla mücadele konusu olmadığını, aynı zamanda gıda arz güvenliği, halk sağlığı, kırsal ekonomi ve güvenli uluslararası ticaretin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.
Katılımcıları şahsı ve Türkiye adına selamlayarak konuşmasına başlayan Yumaklı, Türkiye’nin Avrupa, Asya, Kafkasya ve Orta Doğu’nun kesişim noktasında, yoğun hayvan ve hayvansal ürün hareketlerinin gerçekleştiği stratejik bir konumda bulunduğunu belirtti.

Bu nedenle veteriner güvenliğini erken uyarı, etkin aşılama, izlenebilirlik, güçlü laboratuvar altyapısı ve uluslararası iş birliğine dayanan bütüncül bir sistem olarak ele aldıklarını ifade eden Yumaklı, son dönemde yaşanan gelişmelerin sınır aşan hayvan hastalıklarına karşı hazırlıklı olmanın önemini bir kez daha gösterdiğini kaydetti.
“Veteriner güvenliği yalnızca hayvan hastalıklarıyla mücadele konusu değildir. Aynı zamanda gıda arz güvenliğinin, halk sağlığının, kırsal ekonominin ve güvenli uluslararası ticaretin temel unsurlarından biridir” diyen Yumaklı, Türkiye’nin veteriner güvenliği alanındaki çalışmalarına ilişkin ayrıntılı bilgi verdi.
Şap hastalığında SAT-1 serotipine karşı aşı geliştirildi
Yumaklı, şap hastalığının SAT-1 serotipinin 2025 ve 2026 yıllarında tarihsel yayılım alanının ötesine geçerek birçok ülkede görüldüğünü, Türkiye’de de yaklaşık 60 yıl aradan sonra yeniden tespit edildiğini söyledi.
Bakanlığın gelişmenin ardından hızla harekete geçtiğini belirten Yumaklı, Şap Enstitüsü’nün SAT-1’e karşı aşı geliştirerek üretime başladığını açıkladı.
Yumaklı, “2025 yılında şapla mücadele kapsamında 23,8 milyon doz aşı sahaya gönderilmiş, büyükbaş hayvanlarda ilk tur aşılama oranı yüzde 92’ye ulaşmıştır” dedi.
Hastalıklarla etkin mücadelede aşılama kadar izlenebilirliğin de kritik önemde olduğunu vurgulayan Yumaklı, Türkiye’nin bu alanda dijital altyapısını da güçlendirdiğini ifade etti.
Büyükbaş hayvanlara dijital kimlik: GEKİS
Yumaklı, Güvenli Elektronik Küpe İzleme Sistemi’nin (GEKİS) hayata geçirildiğini belirterek, sistem sayesinde her büyükbaş hayvanın dijital bir kimliğe sahip olacağını söyledi.
“GEKİS ile her büyükbaş hayvanımızın dijital bir kimliği olacak; doğumundan itibaren sağlık kayıtları, aşıları ve hareketleri güvenli biçimde takip edilecek” diyen Yumaklı, böylece dijitalleşmenin doğrudan biyogüvenlik sisteminin bir parçası haline getirildiğini kaydetti.
Kuş gribine karşı erken uyarı ve sürveyans çalışmaları
Yumaklı, yakından takip edilen küresel tehditlerden bir diğerinin yüksek patojeniteli kuş gribi olduğunu söyledi.
Türkiye’nin göçmen kuşların önemli geçiş güzergâhlarından biri üzerinde bulunduğuna dikkat çeken Yumaklı, risk temelli sürveyans ve erken uyarı çalışmalarının sürdürüldüğünü belirtti.
Yumaklı, bu yıl başlatılan yeni düzenlemelerle ticari kanatlı işletmelerindeki biyogüvenlik kurallarının daha da güçlendirildiğini söyledi.
Bruselloz, tüberküloz, kuduz, şarbon ve koyun-keçi vebası gibi hastalıklara karşı da aşılama, sürveyans ve kontrol programlarının “Tek Sağlık” yaklaşımıyla yürütüldüğünü ifade etti.
Transit hayvan ve hayvansal ürün hareketleri yakın takipte
Türkiye’nin önemli bir uluslararası ticaret ve ulaştırma koridoru olması nedeniyle transit hayvan ve hayvansal ürün hareketlerinin de biyogüvenlik açısından yakından takip edildiğini belirten Yumaklı, veteriner sınır kontrol noktaları, sağlık sertifikasyonu, risk analizleri ve izlenebilirlik sistemleriyle bu hareketlerden kaynaklanabilecek biyolojik risklerin kontrol altında tutulduğunu söyledi.
Yumaklı, bu alandaki temel yaklaşımı, “Uluslararası ticaretin kesintisiz sürdürülmesi ile hayvan ve halk sağlığının korunması arasında doğru dengeyi kurmak” sözleriyle ifade etti.
Türkiye’ye 14 BSL-2 ve 7 BSL-3 laboratuvarı
Erken teşhis ve güçlü laboratuvar altyapısının biyolojik güvenliğin vazgeçilmez unsurları olduğunu belirten Yumaklı, Dünya Bankası iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında veteriner kontrol enstitülerinin altyapısının güçlendirildiğini açıkladı.
Yumaklı, “14 BSL-2 ve 7 BSL-3 laboratuvarını ülkemize kazandırmayı hedefliyoruz” dedi.
Bu yatırımların yalnızca Türkiye’nin ulusal teşhis kapasitesi açısından değil, bölgesel erken uyarı ve uluslararası bilimsel iş birliği açısından da stratejik görüldüğünü söyledi.

“Veteriner güvenliğini hayvan hastalıklarıyla sınırlı görmüyoruz”
Gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler ve antimikrobiyal direncin de “Tek Sağlık” yaklaşımının temel unsurları arasında bulunduğunu belirten Yumaklı, biyolojik güvenliğin çiftlikten sofraya kadar bütün gıda zincirinde ele alındığını söyledi.
Yumaklı, “Veteriner güvenliğini hayvan hastalıklarıyla sınırlı görmüyoruz. Gıda kaynaklı biyolojik tehlikeler ve antimikrobiyal direnç de Tek Sağlık yaklaşımının temel unsurlarıdır” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin zoonotik etkenleri, gıda kaynaklı salgınları ve antimikrobiyal direnci izlediğini kaydetti.
“Hayvan hastalıkları sınır tanımıyor”
Yumaklı, veteriner güvenliğinin yalnızca ulusal tedbirlerle sağlanamayacağını vurgulayarak uluslararası iş birliğinin önemine dikkat çekti.
“Hayvan hastalıkları sınır tanımıyor. Dolayısıyla veteriner güvenliği de yalnızca ulusal tedbirlerle sağlanamaz” diyen Yumaklı, epidemiyolojik verilerin zamanında paylaşılması, yeni hastalıkların hızla bildirilmesi, referans laboratuvarları arasındaki iş birliği ve gerektiğinde koordineli mücadele programlarının uygulanmasının büyük önem taşıdığını söyledi.
Türkiye’nin bu anlayışla Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) başta olmak üzere uluslararası kuruluşlarla yakın iş birliği içerisinde çalıştığını belirten Yumaklı, Türkiye’nin bilgi birikimini ve sahada edindiği tecrübeyi uluslararası ortaklarıyla paylaşmaya hazır olduğunu ifade etti.
Uluslararası ticarette hayvan sağlığı ve izlenebilirlik vurgusu
Yumaklı, uluslararası hayvan ve hayvansal ürün ticaretinde hayvan sağlığı statüsü, izlenebilirlik, güvenilir sertifikasyon ve uluslararası standartlara uyumun pazara erişimin temel şartları haline geldiğini söyledi.
GEKİS’ten laboratuvar yatırımlarına, aşılama programlarından sınır kontrollerine kadar atılan bütün adımların aynı hedefe hizmet ettiğini belirten Yumaklı, bu hedefi şu sözlerle özetledi:
“Sağlıklı hayvan, güvenilir üretim ve sürdürülebilir ticaret.”
Türkiye’nin bölgesel ve küresel iş birliğini geliştirmeye ve güvenilir uluslararası ticaretin önündeki engelleri ortaklarıyla birlikte aşmaya hazır olduğunu belirten Yumaklı, forumun yeni iş birliklerine vesile olması temennisinde bulunarak organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.






