İsrail’in Rusya Büyükelçisi Oded Yosef, Moskova’nın İran ile yaşanan çatışmanın çözümünde arabulucu rolü üstlenebileceğinden şüphe duyduğunu söyledi. Rusya Dışişleri Bakanlığı (MID) ise Moskova’nın daha önce bu tür arabuluculuk deneyimine sahip olduğunu ve böyle bir politika izleyebileceğini belirtti.
İsrail’in Rusya Büyükelçisi Oded Yosef, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrasında Orta Doğu’daki gerilimin tırmanmasına ilişkin Rusya’nın kamuoyuna yansıyan tutumunu tek taraflı bulduğunu söyledi. RBC muhabirinin aktardığına göre Yosef, bu değerlendirmeyi Rus gazeteciler için düzenlenen brifingde dile getirdi.

Rusya’nın tutumuna yönelik eleştiriler
İsrail’in Rusya Büyükelçisi Oded Yosef, Rusya ile İsrail arasında karşılıklı çıkarlar üzerine kurulu derin ilişkiler bulunduğuna içtenlikle inandığını belirterek, Rusya yönetiminin İsrail’in güvenliğine bağlılığına dair kendi değerlendirmesi ile İran çevresindeki gelişmelere ilişkin yaptığı kamuya açık açıklamalar arasında ciddi bir uyumsuzluk gördüğünü söyledi. Diplomat, Rusya’nın son açıklamalarını “son derece tek taraflı” olarak nitelendirdi.
Büyükelçi ayrıca Rusya’nın “İsrailli sivillere yönelik kasıtlı saldırıları” kınamamasına özellikle dikkat çekti. Yosef, İsrail nüfusunun beşte birinin eski Sovyetler Birliği’nden gelen kişilerden oluştuğunu hatırlattı. Moskova’nın çatışmanın çözümünde arabulucu olup olamayacağına ilişkin bir soruya yanıt veren Yosef, Rusya’nın mevcut tutumundan duyduğu rahatsızlığı yeniden dile getirdi.
İsrail’in Rusya Büyükelçisi Oded Yosef, Rusya’nın bu meselede ve pek çok başka konuda önemli bir rol oynama potansiyelinin, İran rejiminin yıkıcı ve ikiyüzlü davranışlarına yönelik tek taraflı kamuoyu desteğinden vazgeçip vazgeçemeyeceğine doğrudan bağlı olduğunu ifade etti. Yosef, açıkça taraflı bir tutum benimseyen bir ülkenin ciddi bir aktör rolü üstlenmesinin mümkün olmadığını söyledi.
Gazetecilerin, bu görüşlerini Rusya Dışişleri Bakanlığı temsilcileriyle yaptığı temaslarda iletip iletmediğine ilişkin sorusuna yanıt veren Yosef, tarafların birbirlerinin pozisyonlarını anlamaya ve ortak noktalar bulmaya çalıştığı “açık ve dürüst tartışmalar” yürüttüğünü söyledi. Büyükelçi, gerçek dostların görüş ayrılıkları bulunan konuları da konuşabildiğini belirtti.
Rusya’nın açıklaması
Rusya Dışişleri Bakanlığı (MID) Sözcüsü Mariya Zaharova ise RBC’ye yaptığı açıklamada Rusya’nın tutumunun “gerçeklere dayanan objektif bir pozisyon” olduğunu söyledi.
Rusya’nın çatışmanın çözümünde rol oynayabileceğini daha önce “Tamantsev. V itoge” programında RBC Radyo’da dile getiren Mariya Zaharova, Moskova’nın Orta Doğu’da istikrar sağlayıcı bir güç olarak hareket edebileceğini söyledi. Zaharova, bunun bölge ülkelerine yönelik dostane ve yapıcı bir politika izlenmesi ve tüm tarafların çıkarlarının dikkate alınması sayesinde mümkün olacağını ifade etti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı (MID) Sözcüsü Mariya Zaharova, Rusya’nın bölge ülkelerine karşı saldırgan olmayan, aksine dostane ve yapıcı bir politika izlediğini, en önemlisi de her ülkenin çıkarlarını dikkate alan karşılıklı saygıya dayalı bir yaklaşım benimsediğini söyledi. Zaharova ayrıca Rusya’nın bu tür arabuluculuk konusunda daha önce deneyim sahibi olduğunu ve Suudi Arabistan yönetiminin bunu iyi bildiğini ifade etti. Zaharova, benzer talepler gelmesi halinde Moskova’nın yeniden arabuluculuk yapmaya hazır olduğunu belirtti.
28 Şubat sabahı ABD ve İsrail İran’a yönelik ortak saldırılar başlattı. İlk saldırı dalgasında İran İslam Cumhuriyeti’nin dini lideri Ali Hamaney öldürüldü. Buna karşılık Tahran, İsrail’e ve Orta Doğu’daki ABD askeri üslerine — Bahreyn, Irak, Katar, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Suudi Arabistan’da bulunan üslere — füze ve insansız hava araçlarıyla saldırı düzenledi. Saldırılar ayrıca Washington’un Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO) müttefiklerine ait tesisleri de hedef aldı: Irak’taki ittifakın “Victoria” üssü, Kıbrıs’taki İngiliz hava üssü “Akrotiri” ve BAE’deki Fransız deniz üssü “Camp de la Paix”.
Gerilimin tırmanmasıyla birlikte İran, bölgedeki saldırılarını yalnızca askeri hedeflerle sınırlı tutmadı. 1 Mart’ta Umman açıklarında bir tanker saldırıya uğradı, ertesi gün ise Suudi Arabistan’ın Ras Tanura kentindeki Saudi Aramco petrol rafinerisi hedef alındı. 4 Mart’ta Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanlığı (MSB) İran yönünden gelen bir balistik füzenin engellendiğini açıkladı. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı ise Nahçıvan yakınlarındaki bir havalimanı bölgesine İran’a ait bir insansız hava aracının düştüğünü belirterek Tahran’ı suçladı. Ancak İran Genelkurmay Başkanlığı iki ülkeye yönelik saldırı girişimini reddetti.
Çatışmanın başladığı gün olan 28 Şubat’ta Rusya Dışişleri Bakanlığı (MID) bir açıklama yayımlayarak ABD ve İsrail’in başlattığı operasyonu “sorumsuz” olarak nitelendirdi ve İran çevresindeki durumun yeniden siyasi ve diplomatik çözüm sürecine döndürülmesi çağrısında bulundu. Dışişleri Bakanlığı ayrıca uluslararası hukuk temelinde çatışmanın çözümüne katkı sağlamaya hazır olduğunu bildirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Ali Hamaney’in ölümünü “alçakça bir suikast” olarak nitelendirdi. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov’un açıklamasına göre Tahran Rusya’dan yardım talebinde bulunmadı.






