spot_img
-6.9 C
Moskova
spot_img
Ana SayfaGündemSamsar: Rusya Federasyonu ile ilişkilerimiz ve işbirliğimiz her alanda gelişerek devam ediyor

Samsar: Rusya Federasyonu ile ilişkilerimiz ve işbirliğimiz her alanda gelişerek devam ediyor

Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Mehmet Samsar, Rusya Federasyonu ile ilişkilerin ve işbirliğinin her alanda gelişerek devam ettiğini belirterek, “Savunma sanayii alanındaki işbirliğimiz de bu bağlamda önemli bir yer tutmaktadır. Bu konuda (S-400) yapılan spekülasyonlara her iki ülke yetkilileri de gereken cevapları vermektedir. Ülkelerimiz arasında işbirliğinin devamı için liderlerimiz düzeyinde kararlılığımız mevcuttur.” dedi.

Samsar, Rus haber ajansı Tass’a yaptığı açıklamada, “Devlet liderleri düzeyinde ülkelerimiz arasında işbirliğini sürdürmeye kararlıyız. Bu bağlamda, spekülasyonları dikkate almadan işbirliğimizdeki belirli sonuçlara odaklanmanın daha iyi olacağını düşünüyorum.” edi.

Büyükelçi Samsar S-400’den turizme  ve Ayasofya’dan FETÖ davaları dahil gündemdeki bir çok konuda açıklamalarda bulundu.

İşte Büyükelçi Samsar’ın röportajının tam metni; 

Soru: Rusya ve Türkiye arasında hava ulaşımı trafiğinin yeniden açılacağı yönünde söylentiler dolaşıyordu. Bu konu şu anda ülkelerimiz tarafından görüşülüyor mu? Havayolu ulaşımının ne zaman mümkün olabileceğine yönelik tahmini bir karşılıklı anlayış var mı? 

Cevap: Ülkelerimiz arasında Mart ayı sonundan bu yana durdurulmuş olan doğrudan uçuşların yeniden başlamasına ilişkin görüşmeler sürmektedir. Türkiye, gerek havaalanlarında gerek turizm tesislerinde Koronavirüs salgınına karşı gerekli tüm tedbirleri almıştır. Bu kapsamda alınan tüm tedbirleri yerinde incelemek üzere Dışişleri Bakanımız ile Kültür ve Turizm Bakanımız ev sahipliğinde Türkiye’deki Büyükelçilere yönelik bir çalışma ziyareti düzenlendi. Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Sayın Yerkhov da bu ziyarete katıldı ve Türkiye tarafından turizm sektöründe alınan tedbirlere ilişkin çok olumlu açıklamaları oldu. Aldığımız bu önlemler hakkındaki gerekli tüm ayrıntılı bilgiyi de paylaştık ve ilgili tüm Rus kurumlarından temsilcileri içerecek bir heyeti alınan önlemleri yerinde incelemek üzere Türkiye’ye davet ettik. Aldığımız tedbirler kapsamında, Türkiye Rusya arasındaki doğrudan uçuşların en yakın zamanda yeniden başlatılmasını Rus makamlarına teklif ettik. Her iki önerimize de cevap bekliyoruz. Dileğimiz hava trafiğinin bir an önce açılması ve Rus dostlarımızın yine ülkemizi ziyaret etme imkanına kavuşmasıdır.

Soru: Yakın zaman içerisinde ikili işbirliği konularında görüşme yapılması bekleniyor mu? 

Cevap: İki ülke arasındaki işbirliği çok boyutlu ve kapsamlı olduğu cihetle, temaslarımız her alanda sürmektedir. Bu temaslar salgın döneminde karantina süresince de, yüz yüze olamasa da telefonlar ve video konferanslar yoluyla devam etmiştir. Gerek siyasi ve ekonomik işbirliğimiz, gerek bölgesel konular da dahil diğer alanlardaki ilişkilerimize dair görüşmeler her düzeyde devam etmektedir. En son dün Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan ile Devlet Başkanı Putin bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiler. Bu bağlamda doğrudan uçuşların yeniden başlaması halinde bu temasların daha da sıklaşması beklenmektedir. Bildiğiniz üzere geçen yıl 30 Mart’ta Dışişleri Bakanlarımız Antalya’da bir araya gelerek OSPG toplantısı gerçekleştirmişlerdi. Bu yıl da Bakanlarımızın Rusya’da bir araya gelmesi bekleniyor. Yine geçen yıl, 8 Nisan’da yapılan Türkiye-Rusya Üst Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısı, koşulların elvermesi halinde, bu yıl Türkiye’de gerçekleştirilecektir. İki ülke liderinin başkanlığında yapılan bu toplantının tarihinin yakında netleştirilmesi öngörülmektedir.

Soru: Türkiye, Rusya vatandaşlarının tatil tercihleri içerisindeki en popüler adreslerden biri. Maalesef turistlerin farklı sebeplerden ötürü sakatlandığı, hatta hayatını kaybettiği durumlar oluyor. Rusya Federasyonu Soruşturma Komitesi, Rusya Federasyonu vatandaşlarının ölümlerinin araştırılması için bazı engellerin olduğunu açıkladı. Hangi zorlukların olduğu konusunda açıklama yapabilir misiniz? Bu konudaki çalışmaları şu anda nasıl ilerliyor?

Cevap: Başta Rus vatandaşları olmak üzere, Türkiye’ye gelen tüm misafirler bizim için çok değerlidir. Kimsenin olumsuz bir tecrübe yaşamaması, Türkiye’den güzel duygu ve tecrübelerle ayrılması için elimizden gelen çabayı gösteriyoruz, ancak ne yazık ki her yerde olduğu gibi istisnai olarak üzücü olaylar yaşanabiliyor. Ülkemizde tatil yaparken yaşanan her olumsuzluk bizleri derinden üzmektedir. Yaşanan bu tür olaylar ilgili Türk makamları tarafından en ince ayrıntısına kadar titizlikle araştırılmakta ve kusur veya suç tespit edildiğinde gerekli cezalar verilmektedir. Geçtiğimiz yıllarda ülkemizde tatil yaparken bazı Rus dostlarımızın başından geçen bu üzücü olayların titizlikle araştırılması hususunda çok büyük bir özen gösteriyoruz. Konuya ilişkin kanuni süreç devam ettiği için sizinle ayrıntıları paylaşmam yasal olarak mümkün değil ancak her bir sürecin sonucu hakkında mümkün olan en fazla bilgiyi ilgili Rus makamlarıyla paylaşıyoruz.

Soru: Kısa bir süre önce Duma, Türkiye Büyük Millet Meclisi milletvekillerine Ayasofya’nın statüsünün değiştirilmesi konusunda etkili olmaları konusunda çağrıda bulundu. Bu gelişme Türkiye’de nasıl algılandı? Ayasofya’nın statüsünün değişmesinden sonra nasıl bir işlev göreceği konusunda açıklamada bulunabilir misiniz? Cami statüsüne geçilmesi halinde mekan içerisinde bulunması kabul edilemeyecek olan mozaikler ve diğer görsel unsurlara ne olacak? 

Cevap: Ayasofya, 1453’te İstanbul’un fethinden bu yana Türk milletine aittir. Bugün de Türkiye Cumhuriyeti’nin mülküdür. Ayasofya’nın cami olarak vakfedildiğine ilişkin ifade 1462 tarihli Vakfiye’de yer almaktadır. Ayrıca tapusunda bir cami olduğu net bir şekilde kayıtlıdır. Ayasofya, 1934 yılında bir Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye çevrilmiştir. 10 Temmuz’da Danıştay’ın aldığı kararla da Cami statüsünü geri kazanmıştır. Ayasofya’ya ilişkin kararlar tamamen bizim iç meselemizdir. Ayasofya’nın günümüze kadar bu kadar iyi korunmuş olması, ülkemizin tarihi ve kültürel varlıklara verdiği önemin tezahürüdür. Bu itibarla, Ayasofya’nın muhafaza edilerek gelecek nesillere aktarılması için geçmişte olduğu gibi bugün de titizlikle çalışacağız. Bu konuda herkes müsterih olmalıdır. Ayasofya Camii de diğer tüm camilerimiz gibi yerli ve yabancı tüm ziyaretçilere açık olacaktır. Bu şahesere bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da gözümüz gibi bakacağız. Buradaki ikonalar ve freskler olduğu şekliyle korunacak ve tüm ziyaretçiler de bunu görecektir. Ayasofya’nın statü değişikliği tarafı olduğumuz UNESCO Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme’yi (1972 Sözleşmesi) ihlal etmemektedir.

Soru: Rusya ve Türkiye liderlerinin İdlib konusundaki anlaşması şu anda nasıl yerine getiriliyor? Yeni görüşmelere ihtiyaç duyuluyor mu? 

Cevap: Sayın Cumhurbaşkanımız ile RF Devlet Başkanı Sayın Putin’in 5 Mart 2020 tarihinde Moskova’da gerçekleştirdikleri görüşme neticesinde imzalanan “İdlip Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki Durumun İstikrarlaştırılmasına İlişkin Muhtıraya Ek Protokol”le tesis edilen ateşkesin kalıcı hale getirilmesini öncelikli bir konu olarak görüyoruz. Kalıcı ateşkes, koronavirüs salgını riskinin arttığı bir ortamda sahadaki insani durumun iyileştirilmesi ve yerinden edilen Suriyelilerin evlerine geri dönebilmeleri için zarurîdir. İdlip’te sürdürülebilir sükûnetin tesisi, Suriye’deki ihtilafın yegâne çözümü olan siyasi sürecin canlandırılması için de kilit önemdedir. Bu bakımdan, kalıcı ateşkes Anayasa Komitesi’nin çalışmalarının devamı için gereklidir. Türk ve Rus askeri makamları, Protokol’de öngörülen güvenli koridora ve Türk-Rus ortak devriye faaliyetlerine ilişkin anlaşmaya vardılar. Bu mutabakat çerçevesinde, 7 Temmuz 2020 tarihinde M4 karayolu üzerinde 20. Türk-Rus birleşik kara devriyesi icra edildi. Ateşkesin sürekliliğinin sağlanmasına yönelik çabalarımız kararlılıkla devam etmektedir. Bu yöndeki kararlılığımız, Astana formatında Devlet Başkanları düzeyinde 1 Temmuz 2020 tarihinde videokonferans yöntemiyle gerçekleştirilen 6. Üçlü Zirve Toplantısında da kayda geçirilmiştir. Zirve sonunda yayımlanan Ortak Açıklama’da, İdlip’le ilgili tüm anlaşmaların hayata geçirilmesiyle bu bölgelerde sükûnetin sağlanması gerekliliğinin altı çizilmiştir. Bu konularda tabii ki ilgili kurumlarımız arasında temas ve diyaloğun sürmesine önem veriyoruz.

Soru: 15 Temmuz’da Türkiye’deki darbe girişiminin dördüncü yılı dolacak. Birçok kişi yargılandı. Bazı davalar halen devam ediyor. Darbe girişiminin organizatörü olan ve şu anda ABD’de bulunan Fethullah Gülen’in bir gün yargı karşısına çıkarılacağını gerçekçi buluyor musunuz? 

Cevap: Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) tarafından planlanan, örgütün ordumuz içine sızdırılmış mensupları tarafından silahlı kuvvetlerin emir komuta zinciri dışına çıkılmak suretiyle gerçekleştirilen, 251 vatandaşımızın şehit olmasına ve iki binden fazla vatandaşımızın yaralanmasına neden olan 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden dört yıl geçmiştir. 15 Temmuz, FETÖ terör örgütünün devletimize yönelik yarattığı büyük tehdidi ortaya koymuştur. Bu tehdidin bertaraf edilmesinde en büyük pay, kendi iradesi üzerinde bir güç tanımadığını, devletini ve demokratik kazanımlarını korumak için hayatını vermeye hazır olduğunu ortaya koyan Türk halkına aittir. Geçtiğimiz dört yıl içerisinde devletimizin temel önceliklerinden birini yurt içinde ve yurt dışında FETÖ’yle mücadele oluşturmuştur. Yurt içinde, öncelikle 15 Temmuz sorumlularının hukukun üstünlüğü ilkesi temelinde adalet önünde hesap vermeleri sağlanmış, ayrıca, FETÖ’nün devlet kurumları içerisindeki örgütsel yapılanması deşifre edilmiş, mensupları hakkında idari ve adli süreçler başlatılmış, nihai tahlilde örgütün “paralel devlet yapılanması” çökertilmiştir. Ayrıca, FETÖ’nün devlet kurumları dışında kalıp eğitimden medyaya ve bankacılık sektörüne uzanan ve ekonominin tüm alanlarına yayılan paravan oluşumları da ortadan kaldırılmıştır. Gerek yurtiçinde gerek yurtdışında FETÖ ile mücadele devam etmektedir. Çok sayıda firari elebaşını kaçtıkları yerlerden ülkemize getirtip yargıya teslim ettik. Bunlar en ağır cezalara çarptırılıyorlar. FETÖ ile mücadelemizi hukuk içinde kararlılıkla sürdüreceğiz. Bugün olmazsa yarın, ama bir gün mutlaka tüm hainler ihanetlerinin hesabını verecektir.

Soru: Türkiye, Rusya üretimi S-400 sitemini satın alma hususunda NATO ittifakı içerisinde bağımsız ve egemen bir tavır sergiliyor. Amerikalı senatörlerden farklı teklifler dile getirildi. Bu tekliflere yönelik Türkiye’den net yanıt geldi. İkinci S-400 sistemi alayının teslimatı hususundaki görüşmeler şu anda hangi aşamada bulunuyor? 

Cevap: Rusya Federasyonu ile ilişkilerimiz ve işbirliğimiz her alanda gelişerek devam etmektedir. Savunma sanayii alanındaki işbirliğimiz de bu bağlamda önemli bir yer tutmaktadır. İlgili kurumlarımız arasında görüşmeler sürmektedir. Sizin de belirttiğiniz üzere, bu konuda yapılan spekülasyonlara her iki ülke yetkilileri de gereken cevapları vermektedir. Ülkelerimiz arasında işbirliğinin devamı için liderlerimiz düzeyinde kararlılığımız mevcuttur. Bu bağlamda, spekülasyonlara itibar etmeden işbirliğimizin ortaya çıkardığı somut sonuçlara odaklanmanın daha yerinde olacağını düşünüyorum.

spot_img

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

www.assmann-con.ruspot_img

Gözden Kaçmasın

spot_img
spot_img